CHP Cadı Kazanı Öyle mİ?
Tamer Duran

CHP Cadı Kazanı Öyle mİ?

Varlığını iktidara methiyeler dizerek sürdürebilen yandaş medyada, neredeyse her yazarın yolu mutlaka muhalefeti aşağılama acizliğinden geçiyor.

Hem de yarışırcasına ve sürü halinde…

Dünyanın neresinde olursanız olun; ne insanlık onuru ne de mesleki etik ile bağdaşmayacak böylesi basitliğin bir mazereti olabilir mi?

Türkiye’de oluyor!

Kapalı devre çalışan ve tetikçiliği meslek edinmiş kalemşörler için ‘etik’ kelimesi fazla bir şey ifade etmediğinden genellikle yapay bir mazeret mutlaka bulunuyor.

Ayağı iktidar veriyor, yandaş basın sağını solunu, önünü arkasını doldurup nakarat olarak tekrarlıyor.

Hem de koro halinde.

Alın size son günlerin en popüler mazeretlerinden bir kaçı:

Dış güçler, beka, teröristlerle işbirliği yapan şer ittifakı, pislik, çöplük vs.

Bu pespaye üslup; darbe dönemlerinde bile pek rastlanmayan fakat yeni Türkiye’de (!) özellikle iktidarı elinde tutan siyasi çevrelerce sık kullanılan ve millet olarak asla alışamadığımız bir üslup!

Zira Anadolu insanının ne geleneklerine ne de ahlaki anlayışına uymayan devşirme bir üslup.

Medya dedik, basın dedik; iktidar - muhalefet dedik…

Bütün bu saydığımız mesleki kurumlar ve siyasi oluşumların durması gereken yer neresidir?

Normal şartlarda basının daha çok iktidarı ve icraatlarını takip etmesi beklenir.

Dolayısıyla eleştiri okları da daha çok iktidara yönelmiş olarak konuşlanır.

Bunu bilen iktidar da icraatta karar merci olması hasebiyle açık vermemek ve hata yapmamak için özel bir gayret sarf eder ki bunun adına oto denetim denir.

Basın bir nevi halkın gözü kulağı olur ve kamu yararına önemli bir denetim işlevini yerine getirir.

Muhalefet ise adı üstünde; muhalefet eder.

Kamu yararına olmadığını düşündüğü hususlarda itirazı ile öne çıkar ve hata olarak gördüğü ne varsa önleme yönünde bir takım adımlar atar.

Ne gariptir ki basının neredeyse tamamına yakını iktidar ile yan yana saf tutmuş durumda!

Daha garip olan ise; kendisi de muhalefet partisi olmasına rağmen iktidarla kol kola muhalefete muhalefet eden siyasi partilerin bulunuyor olması!

Bu da cumhuriyet tarihinde nadir görülen siyasi iflasın resmi olarak Türk milletinin nazarında kabul görmemekte, hoş karşılanmamaktadır.

Gazeteleri açın ve bakın. Köşe yazarlarının büyük çoğunluğunun muhalefete saldırı halinde olduğunu göreceksiniz.

Neredeyse tamamının hedefinde ana muhalefet partisi CHP bulunuyor.

Sanırsınız iktidarda CHP var!

Dolayısıyla tüm beceriksizliklerin, hezimetlerin yegane sorumlusu da yine CHP.   

Seçim günü yaklaştıkça saldırıların dozu da artıyor.

İktidar yalakası yazarların kaleminden CHP’ye karşı kinden, nefretten başka bir yazı görmek artık neredeyse olanaksız gibi.

En insaflısı; CHP kaynıyor, CHP’de çatlak, CHP’de fikir ayrılığı, CHP cadı kazanı, CHP’den istifa, CHP’de tartışma… şeklinde uzayıp giden temelsiz, içeriksiz bin türlü karmaşa algısı yaratacak türden yazı ile yetiniyor.

Bütün bunlarda hiç mi doğruluk payı yok?

Elbette var.

CHP’de parti içi tartışmalar tarihi boyunca olmuştur. Bundan sonra da muhtemelen olacaktır.

İstifalar da olacak, sitemini dile getirenler de.

Ancak;

Asgari düzeyde olsa dahi parti içi demokrasiyi benimsemiş her siyasi partide bunların olması doğaldır.

Hatta olması gerekir.

Siyasi parti denince ‘tek adamın hezeyanları tüm partinin koşulsuz itaatini gerektirir’ şeklinde algılayanlara CHP içindeki fikri ayrılıklar ve bundan kaynaklanan hareketlilik nasıl izah edilir açıkçası bilmiyorum.

Yine de bunu bir örnekle anlatmaya çalışacağım:

Hani dünyada zaman zaman yanardağlar patlar ya, işte tıpkı onun gibi.

Sıradan insanlara sorduğunuzda yanardağların Allah’ın gazabı ya da doğal felaket olduğu şeklinde geri dönüş alırsınız.

Oysa gerçekte yanardağlar dünyanın canlılığına delalettir!

Tıpkı depremler gibi…

CHP’deki şahit olunan ve hasbelkader köşe kapmış bazı yazarların tabiri ile ‘kaynayan kazanlar’ ve ‘parti içi depremler’ o tetikçi yazarların savunduklarının aksine CHP’nin capcanlı, aktif bir parti olduğunu gösterir.

CHP’de esas duruşta siyaset yapılmadığını gösterir.

Kaynayan kazan dedikleri CHP’de ‘fikri hür, vicdanı hür’ siyaset yapıldığını gösterir.

Ama asla dünya ile ilişkisi kopuk, iradeleri tek adam emrine tahsis edilmiş milletvekilleriyle kapalı devre siyaset yapılmaz.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
İmamoğlu: Suç duyurusunda bulunacağım
İmamoğlu: Suç duyurusunda bulunacağım
Gazeteci yazar Mehmet Şevket Eygi hayatını kaybetti
Gazeteci yazar Mehmet Şevket Eygi hayatını kaybetti