Advert
Tren Kazası
Tamer Duran

Tren Kazası

Bu içerik 1064 kez okundu.

Kaza dendiğinde; tüm olasılıklar göz önünde bulundurularak alınan önlemlere rağmen can ya da mal kaybına yol açan kötü olaylar şeklinde  tanımlamamız mümkün. 

Ne var ki bir çok konuda olduğu gibi kaza tanımının içeriği de sürekli genişletilmeye, esnetilmeye çalışılıyor. 

Kaza sulandırılıyor sel, bulandırılıyor toprak kayması, heyelan oluyor. Karartılıyor 'SOMA' oluyor. Sızma girişimi dur durak bilmiyor anlayacağınız. 

Bu girişimler bazen 'FITRAT' adı altında kendini gösterirken bazen de olağanüstü doğa olaylarına yüklenerek gerçekleşebiliyor. 

Peki ya tüm bunlar kaza gerçeğini değiştiriyor mu?

Hayır...

'Ölen ölür, kalan sağlar bizimdir' düsturuyla 'durmak yok, yola devam' deyip yürüyoruz bildiğimiz o tek yolda!

Dün akşam saatlerinde Tekirdağ’ın Muratlı ile Çorlu ilçeleri arasındaki Sarılar Mahallesi yakınlarında meydana gelen tren kazasında, yolcu treninin 5 vagonu devrildi. 24 kişinin öldüğü, 318 kişinin de yaralandığı kaza ile ilgili yetkililerden yine bilindik klişe açıklamalar geldi.

Başbakan Yardımcısı Recep Akdağ'ın ilk yaptığı açıklama daha önce yaşanan kazalarda (!) yetkililerin yaptığı açıklamalardan pek farklı görünmüyordu.

Anlaşılan, günah keçisi bulununcaya kadar şimdilik suçlu olarak 3 unsur üzerinde duruluyor. 

1- Aşırı yağış

2- Menfez

3- Menfezin altında bulunan toprak...

Kaza ile ilgili soruşturma sürdüğü için önceden kesin kanaat belirtmek elbette yanlış olur fakat bir de geçmişte yaşanan tecrübeler var ki göz ardı edilebilecek gibi değil.

Mesela geçmişte tadil edilmiş raylar üzerinde sefere çıkarılan hızlandırılmış trenin (!) yaptığı kaza örneği var önümüzde.

İstanbul'dan Ankara istikametine yola çıkan "1106" sefer sayılı "Yakup Kadri Karaosmanoğlu" adlı hızlandırılmış trenin vagonları, Sakarya'nın Pamukova ilçesi yakınlarında raydan çıkmış ve ilk çelişkili açıklamaların ardından kazada 36 kişinin öldüğü ki bu sayı 41 olarak da zikredilmekteydi 79 kişinin de yaralandığı açıklanmıştı.

Hatırlanırsa o kaza meydana gelmeden önce bilim çevreleri mevcut alt yapının hızlandırılmış tren için uygun olmadığını defalarca beyan etmiş, dönemin iktidarını ikaz bombardımanına tutmuşlardı.

Şimdilerde olduğu gibi o zaman da iktidar 'durmak yok, yola devam' diyor başka bir şey demiyordu.

Nihayetinde o günün garabet diyebileceğimiz siyasi kararlarının sonucu Sakarya'nın Pamukova İlçesinde o kaza meydana gelmişti.

Doğal olarak yargı süreci başlamış ve araştırmalar, incelemeler sonucunda bir karara varılmıştı;

Suçlu makinistlerdi!

........

Peki ya dünyada nasıl yürüyor bu işler?

Dünya bu konuda bizden epeyi farklı bir yol izliyor!

Toplumsal talep oluştuğunda siyasiler konuyu direkt müteahhitlere değil bilim çevrelerine havale ediyor.

Mesela adamlar mühendislik denen bir alan icat etmişler ve müteahhitler o alanda sadece mühendislik hesapların tatbikçisi konumunda faaliyet gösteriyorlar.

İhaleler de ahbap-çavuş ilişkisi içinde değil, yeterlilik ve liyakat zemininde yürüyor. Dolayısıyla orada ne aşırı yağış, ne menfez ne de menfez altındaki toprak suçlu olarak gösterilebiliyor.

Mühendislik deyince ülkemize uygun en güzel tanımı kanaatimce Vikipedia yapmış.

Vikipedia'ya göre mühendislik "Beceriksiz birinin iki dolara kötü yaptığı bir şeyi bir dolara iyi yapma sanatıdır."

Bu tanım, dünyadan farklı olarak ülkemizde müteahhitliği ve ihale anlayışını da içinde barındırması bakımından 'cuk' oturmuş!

Mühendislik aynı zamanda bilimin bir dalı olan matematiksel yöntemlerle tüm olasılıklar dikkate alınarak yapılan hesaplama işidir.

Mesela mühendislik bilimi der ki; kâr hesabı mühendislik hesabının önüne geçerse 'TEKİRDAĞ'DA TREN KAZASI MEYDANA GELİR.'

Bunun Türkçe meali de şudur:

Para hırsı ile gözü dönmüş yandaş firmalara ihaleler verilmeye devam edilirse hak kaza yapar, adalet kaza yapar, ahlak kaza yapar.

Türkiye kaza yapar...

 

 

 

 

 

 

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
istanbul samsun evden eve nakliyat